slavoj
Ölüyordu... Yavaş yavaş... Farkındaydı bunun. Hareket edemeyecek, tek bir hamle yapamayacak hale gelmişti sonunda...
Birdenbire o, dünyaya ilk geldiği günler geldi aklına; nasıl da özen gösteriyorlardı etrafındaki insanlar ona. Her ne kadar, o zamanlar da hareketiz olsa da, şimdiki gibi değildi.
İlk yağmurunu düşündü sonra, ve ilk kışını... Nasıl da çok yağmıştı kar o sene. Her yer bembeyaz olmuştu; fakat, ebeveynleri korumuştu onu, kol kanat germişlerdi, o beyaz örtüye karşı...
Ah işte zaman böyle çabuk geçiyordu bu dünyada... Bir de şu yangın olmasaydı! Her şeyi mahveden şu iblis! Sövdü içinden insanlara, dikkatsiz ve aptal tüm insanlara...
Hayat ne kadar basit olabilirdi oysa ki, yeşil ve mavi tonların hakim olduğu ortaklıkta...
Annesi ve babası ne kadar kocaman gözüküyorlardı o zamanlarda, henüz o toy bir çocukken. O dönemlerde, arası en çok yaşlı adamlarla iyiydi. Aslında, o yaşlı adamların onunla bu kadar ilgilenmesi çok da hoşuna gitmiyordu; ama, ne yapabilirdi ki? Kendi kararlarını verebilecek konumda değildi, işte...
İşte, tam da o günlerde anlamıştı insanların yaşı arttıkça içlerindeki hüznün de çoğaldığını ve bu dünyada geriye kalacak herhangi bir şeyler bırakmak istediklerini..
Aslında, en haini çocuklardı! Bilinçsizce de olsa, en fazla zorbalık onların aklından geçiyordu; itip kakıyor, onlarca kötü niyetli uğraşı sergiliyorlardı.
Gerçi, zamanla "ne de olsa çocuk onlar" demeyi öğrenmişti; lakin, yine de hazmedemiyordu işte. Kendisi, bu kadar bilinçliyken ve bir o kadar da durağanken, çocukların sözkonusu haşarılıklerını anlayamıyordu.
Orta yaşta olanlarla hiç bir zaman herhangi bir sorun yaşamamıştı. Hepsi aptaldı çünkü, evet böyleydiler, ne yazık ki! Sadece, o süreci de yaşamak zorundaydılar hayatlarında ve bu oluyordu işte, bir şekilde. Hepsinin, günün birinde, nostalji yapacak yaşa geleceklerini çok iyi biliyordu.
Acıdı bir anda, o anki durumunu unutarak, geride kalanlara acıdı. Bu dünya onsuz da devam edecekti ve her ne hikmetse, hep acı dolu olacaktı. Yazık!
*****
Aynı dakikalarda TRT FM şu haberi giriyordu saat başı haber bülteninde:
"Balıkesir'in Ayvalık mevkiinde çıkan orman yangınında onlarca hektar orman arazisi, şiddetli rüzgarın da etkisiyle yanmaya devam ediyor. Özellikle, Şeytan Sofrası adıyla bilinen bölgeyi kapsayan yangın, itfaiye ekiplerinin havadan ve karadan sürdürdükleri çalışmalar sayesinde kontrol altına alınmaya çalışılıyor.
******
Bu anonsun duyulmasından bir kaç saat sonra, çınar ağacı hayata gözlerini yumuyordu; bu koca hayatı boyunca insanlar hakkında aklına yerleşen yüzlerce soru işaretine henüz bir cevap bulamamışken...
07.07.06
kabakça

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home