Cuma, Haziran 23, 2006

keşke geceleri uyuyabilsem....

geçmiş, bir fotoğraf karesine -ya da bir kaçına- sığamayacak kadar güzeldi, değerliydi; yine de, gözümün önüne sızmış bir kare, şimdi, odada, yatağın yanı başında. bir kaç şişe şarabım var ve bir kaç paket sigara, bu tanrının lütfunu esirgediği dağ başında.
en çok böyle huzurlu ve sessiz anlarda dilime takılıyor "gitmek" eylemi, beynimin kıvrımlarında dolanıyor, kendine en olurundan bir çıkış yolu arıyor, bulamıyor, kalakalıyor olduğu yerde gitmek... hmmm... nasıl gitsem ki, bu kadar özenirken kalmaya.. garip bir kısırdöngü bu yaşadığım,yalnız değilim lakin, en azından, bu bir teselli olabilir mi ki şu noktada?
yola çıkmak, insanı kökünden değiştirebilir mi? hiç sanmıyorum. sanamadığım bir olguyu gerçekleştirmek için uğraşıyorum, nerden baksan yirmi küsür senedir...
"nereye kadar ömer, ha? nerede duracaksın?"
"ben hep olduğum yerdeyim", dedi ömer.
ömer haklı, ömer gerçek dünyayı temel alıyor kendine huzurunun eşiğinde, ömer kendini kaybediyor yine, unutuyor.
peki ya hayaller? yatağında, uykuya dalmadan evvel kurduğun hayaller, kağıtların üzerinde çiziktirdiğin planlar, yollar; ne zaman bitti tüm bunlar?
ömer, kendini tekrarlarken, en çok kendini unutuyor. bu hayat, ona gereğinden fazla yalan dolu geliyor.
biraz daha büyüyünce, her şey daha zor oldu, işte bu doğru. halbu ki, sokaklarda başıboş gezebilmek, bu hakkı kendinde görmek, ve kimseye hesap vermemek...
yaşayacaktık... sloganımız buydu. yaşadık mı? evet, idil, haklısın, bu hayat gerçekten kısa, özellikle bizim gibi "dolu" insanlar için...
birden aklıma bir arkadaşımın annesinin trafikte yaptığı kaza geldi: sağa mı yoksa sola mı döneceğini bilemeyip, ve bu soruyu arabadaki diğer insanlara sormuş olmasına rağmen herhangi bir cevap alamayıp, iki yolu ayıran refüje girmişti. hahahhaha.... ne kadar komik bir an, düşünebiliyor musun; o anki surat ifadesini, arabanın içindeki üç insanın birbirlerine bakışlarını. ilk kim gülmüştü acaba aralarından? olayın vehameti ancak kahkahayla atılabilir, herhangi bir olayın... ilk kim?
hangi yöne gideceğimi bilemez durumdayım, nereye çarpacağım peki ben? ne bekliyor beni yolun ortasında?
dediğim gibi, şarap, sigara ve sessizlik; bu, oldukça güzel bir üçlü. ve ben, her daim iyi bir dördüncü olmuşumdur, her türlü kahvehane oyununda....

16.06.06
kabakça-istanbul

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home